SOYKIRIMLAR TARİHİ: `İKİYÜZLÜ KRİTERLER` DOSYASI
ATO’DAN “SOYKIRIMLAR TARİHİ: İKİYÜZLÜ KRİTERLER DOSYASI
RAPORDA 50’Yİ AŞKIN SOYKIRIM ÖRNEKLERİNE YER VERİLDİ.
SOYKIRIMLAR TARİHİNİN SON SOYKIRIMI OLARAK FELLUCE’ Yİ İŞARET EDEN RAPOR, BU SOYKIRIMI “POST MODERN SOYKIRIM” OLARAK DEĞERLENDİRDİ.
RAPORDAN;
FELLUCE’DE AÇIKÇA İŞLENEN SOYKIRIM, İLETİŞİMİN BÜTÜN OLANAKLARI KULLANILARAK KARARTILMAYA ÇALIŞILIYOR.
SOYKIRIM TANIMI AÇIK OLMASINA RAĞMEN, AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİ SOYKIRIM DEĞERLENDİRMESİNİ İNSAN HAKLARI ENDEKSLİ DEĞİL, ÇIKAR ENDEKSLİ YAPIYOR.
ATO BAŞKANI AYGÜN: “IRAK’A DEMOKRASİ GELECEK AMA GÖRECEK KİMSE KALMAYACAK
FELLUCE SOYKIRIMIN AÇIK HAVA MÜZESİ HALİNE GELDİ
LEYLA ZANA’NIN BAŞI AĞRISA AYAĞA KALKIYORLAR, FELLUCE’DE İNSAN CESETLERİNİ KÖPEKLER YİYOR, SUSUP OTURUYORLAR. ANLAŞILIYOR Kİ, AVRUPA BİRLİĞİ’NİN İNSAN HAKLARI KRİTERLERİ KÖPEK SEVGİSİNE ENDEKSLİ
Ankara Ticaret Odası (ATO)’nın “Soykırımlar Tarihi : İkiyüzlü Kriterler Raporu” adını taşıyan son raporu insanlık suçlarını konu aldı. Elliyi aşkın soykırım örneklerine yer verilen raporda, Amerikalıların Felluce’de uyguladığı operasyonun, soykırımlar tarihinin son soykırımı olarak tarihe geçtiğine işaret edildi.
Felluce’de açıkça işlenen soykırımın, iletişimin bütün olanakları kullanılarak karartılmaya çalışıldığını, ancak ortaya konulan gerekçe ne olursa olsun, Felluce’de yaşanan dramın soykırımdan başka bir tanımının olamayacağı kaydedildi.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1948 yılında onaylanıp, 1951 yılında yürürlüğe giren “Soykırımın Önlenmesine ve Cezalandırılmasına ilişkin Sözleşme”ye de atıf yapılan raporda soykırımın “İnsanların dinsel, ırki ve etnik farklılıklarından dolayı sistemli olarak yokedilmesi” olarak tanımlandığı hatırlatıldı.
POST MODERN SOYKIRIM
Felluce’de 1500 sivilin sokaklarda öldürülüp çürümeye terkedildiği, cesetlerin köpekler tarafından yenilmeye başlandığı ve 250 bin kişinin bölgeden sürüldüğü belirtilen raporda “Felluce katliamı Post Modern Soykırımdır” denildi.
Soykırım tanımının açık olmasına rağmen, Avrupa Birliği ülkelerinin soykırım değerlendirmesini insan haklarına göre değil, çıkar endeksli yaptığına dikkat çekilen raporda bir çok AB ülkesinin soykırım sicili bozuk olmasına rağmen, hiç üzerlerine alınmadıkları, siyasal ve ekonomik anlamda güçlü ülkelerin soykırımlarının görmezden gelindiğini, birbirlerini karşılıklı olarak akladıkları belitildi.
Fransızlar’ın Cezayir’de 1830 yılı ile 1962 yılları arasında 1 milyon Cezayirliyi öldürdükleri, Cezayirlilere sistematik bir biçimde soykırım uyguladıkları belirtilen raporda, bu ülkenin sürekli olarak sözde Ermeni Soykırımını tanıması için Türkiye’ye baskı yaptığını hatırlatıldı.
Fransız, İngiliz ve Almanlar başta olmak üzere bütün AB ülkelerinin Felluce soykırımı karşısında kayıtsız kaldıkları ifade edilen raporda, Birleşmiş Milletler de kendi soykırım tanımına giren insanlık suçlarına karşı ses çıkarmamakla suçlandı.
Raporda, soykırım suçlarına ilişkin şu örneklere yer verildi:
İSPANYOL VE AMERİKALILARIN YERLİ KIZILDERİLİLERE UYGULADIĞI SOYKIRIM:
1492 yılında Kristof Kolomb’un ayak bastığında nüfusu 8 milyon olan Arawaks yerlilerinin sayısı 22 yıl içerisinde 28 bine indi.
NORVEÇLİLERİN TATERLERE (GÖÇER) UYGULADIĞI SOYKIRIM:
Norveçliler 1920-30’larda çıkardıkları yasalarla Nordik ırk’ın ariliğini korumak için etnik grup Tater (Göçerler) kızlarını zorla kısırlaştırdılar. Norveç toplumu ne kadar Tater’i kısırlaştırsa o kadar kendi ırkını koruduğuna inanıyordu. Kısırlaştırma yoluyla ehlileştirilemeyen Taterler üzerinde insülin ve elektroşok yöntemleri uygulanmaya başlandı.
İNGİLİZLERİN AVUSTRALYALI YERLİLERE UYGULADIĞI SOYKIRIM
İngiltere Krallığı 1788-1938 tarihleri arasında sömürge amacıyla gittikleri Avustralya’da yerleşik yerli halk Aborjinleri sistematik olarak yok ettiler. İngilizler aralarına salgın hastalık yaydığı bununla da yetinmeyip yemeklerine zehir katarak yoketmeye çalıştığı 750 bin siyah derili aborjinden geriye sadece 31 bin kişi sağ kalabildi.
ALMANLARIN BATI AFRİKA’DA NAMİBYALILARA UYGULADIĞI SOYKIRIM
Almanlar 1891 yılında hammadde ve işgücü ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Güney Batı Afrika (Namimba)’ya sömürge kurmak amacıyla çıktılar. Bölgedeki çok zengin altın ve zümrüt madenlerini ele geçirmenin yolunun yerel Herero ve Nama halklarını yok etmek olduğuna karar veren Almanlar harekete geçti.Bu emir üzerine adanın yerlileri Herero ve Namalar üzerine taaruz eden Alman askerleri yaşlı, kadın, çocuk dinlemeden herkesi katlettiler. Katliamdan kurtulanlar işkenceyle öldürüldü. Yaklaşık 132 bin yerliden geriye 15 bini sağ kalabildi.
ALMANLARIN YAHUDİ VE ÇİNGENELERE UYGULADIĞI SOYKIRIM
Almanlar 1933-45 yılları arasında Büyük Alman İmparatorluğu’nu kurmak ve mükemmel Alman ırkını yaratmak hedefiyle diğer milletlerden veya etnik gruplardan 21 milyon insanı topluca kurşuna dizerek, toplama kamplarında fırınlarda yakarak, gaz odalarında zehirleyerek soykırıma uğrattılar. Alman yönetimi öncelikle kendilerinden olmadığına inandığı bütün ırkları tespit edip harflerle sınıflandırdı. Bu kampanya uyarınca Çingenelerin yüzde 94’ü kısırlaştırıldı. İkinci hedef grup olarak Yahudiler seçildi. Gerek Almanya gerekse de Almanların işgal ettiği diğer ülkelerde yaşayan milyonlarca Yahudi sistematik bir biçimde vurularak, asılarak, yakılarak ve zehirlenerek öldürüldü.
AMERİKALI VE İNGİLİZLERİN ALMANLARA UYGULADIĞI SOYKIRIM
Amerikalılar ve İngilizler Almanların savaşı kaybetmelerinin ardından, Dresden kentine sığınan Alman göçmenlerin üzerine 3 gün süreyle havadan bomba yağdırdılar. Savunmasız insanların sığındığı Dresden kentine intikam amacıyla uygulanan bombardıman sırasında 3 bin 900 ton tahrip gücü yüksek bomba ve 200 bin napalm bombası atıldı. Bu yoketme harekatında çoğunluğu çocuk ve kadınların oluşturduğu 200 bin kişi öldü. Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atılan atom bombaları sonucu 135 bin kişinin öldüğü gerçeği Dresden’e uygulanan soykırımın büyüklüğünü gözler önüne serdi.
DANİMARKALILARIN ALMAN MÜLTECİLERE UYGULADIĞI SOYKIRIM
İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminde Sovyet Ordusu’nun Alman topraklarına doğru ilerlemesinden kaçan 250 bin Alman mülteci Danimarka’ya sığındı. Üçte birini 15 yaşından küçük çocukların oluşturduğu Almanlar tel örgülerle çevrili toplama kamplarına alındılar. Binlerce çocuk ve yetişkin tifüs, bağırsak iltihabı, ishal sonucu yaşamlarını kaybettiler.
RUMLARIN KIBRIS’TA TÜRKLERE UYGULADIĞI SOYKIRIM
İngilizler 1912-1974 döneminde Kıbrıs adası üzerindeki egemenliklerini sağlamak amacıyla Rumlar’ın ENOSİS’i gerçekleştirmelerine göz yumup Türklere karşı saldırı başlattırdılar. 1912’de adada yaşayan Rumlar Kıbrıs’ın 35 ayrı noktasında Türklere ait iş yerleri, camii ve evleri yakıp yıkmaya insanları katletmeye başladılar. 1952 yılında EOKA adlı terör örgütü kuruldu. EOKA sistematik bir biçimde başlattığı saldırılarda 100 Türk’ü, 100 İngiliz vatandaşını öldürerek 30 Türk köyünü yaktı. 1963 yılında EOKA’cılar yeni bir etnik temizleme planını devreye soktular, bu saldırılarda 500 Türk öldürüldü, 130 Türk köyü yakıldı, 25 bin Türk evlerini terketmek zorunda kaldı.
YUNANLILARIN BATI TRAKYA’DA TÜRKLERE KARŞI ASİMİLASYON YOLUYLA UYGULADIĞI ETNİK VE KÜLTÜREL SOYKIRIM
1923 yılında Lozan’da imzalanan Türk ve Yunan azınlıkların karşılıklı mübadelesine ilişkin anlaşmanın ardından Yunan hükümeti Batı Trakya bölgesinde yaşayan Türkler üzerinde sistemli olarak etnik ve kültürel soykırım başlattı. Bölgenin büyük bir bölümünü askeri bölge haline getirip sıkıyönetim ilan edildi. Köyler arasında geliş gidişler izne bağlandı, Türk azınlığın pasaportlarına el konuldu. Türklerin hukuki, siyasi, kültürel ve dini haklarının kısıtlanması ibadetlerine izin verilmemesi gibi yoğun baskılar sonucu 400 bin Türk bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.
BULGARLARIN TÜRKLERE KARŞI UYGULADIKLARI ETNİK VE KÜLTÜREL SOYKIRIM
1970-89 yılları arasında Bulgar hükümeti Bulgarlaştırma adı altında ülkede yaşayan 1,5 milyon Türk, Pomak ve Çingenelere karşı bir asimilasyon kampanyası başlattı. Ülkede yaşayan 310 bin Türk’ün isimleri polis zoruyla Bulgar ve Hıristiyan isimleriyle değiştirildi. Türkçe eğitim veren okullar, üniversitedeki Türk filolojisi bölümleri, Türkçe gazeteler ve camiler devlet emriyle kapatıldı. Çocukların sünnet ettirilmesi yasaklandı. Çocuklar bu yasağa rağmen sünnet ettirilip ettirilmediğini kontrol edilmek için zorla sağlık merkezlerine gönderildi. Mezar taşlarının üzerindeki Türkçe isimler yüzünden mezarlar yıkıldı, talan edildi. Türklerin Türk motifli giysiler giymeleri yasaklandı. Bu baskılara dayanamayıp protesto gösterileri yapan Türklerin üzerine askeri birliklerce ateş açıldı. 1.000 Türk Belene’deki toplama kampına gönderildi. Baskıların giderek artması sonucu 360 bin Türk zorunlu olarak Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldı.
ATO BAŞKANI AYGÜN
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan ATO Başkanı Aygün, Amerikalılar’ın medya ve çıkar ilişkilerini kullanarak Felluce’ de soykırım delillerini kararttığı söyledi. Terörizm ile mücadele adına yapılan Irak işgalinin bir savaş suçuna dönüştüğünü vurgulayan Aygün, “Irak’a demokrasi gelecek ama görecek kimse kalmayacak” dedi. Aygün şunları söyledi:
Kofi Annan nerede?. Birleşmiş Milletler ne iş yapar?. Kıbrıs’ta kıyameti kopardılar, Irak’ta sus pus oldular. Leyla Zana’nın başı ağrısa ayağa kalkıyorlar, Felluce’de insan cesetlerini köpekler yiyor, susup oturuyorlar. Anlaşılıyor ki, Avrupa Birliği’nin insan hakları kriterleri köpek sevgisine endeksli. Amerika 21. Yüzyılın ilk soy kırımını yapıyor. Bu post modern soykırıma sessiz kalınması bir başka insanlık suçudur. Her şey dünya kamuoyunun gözleri önünde cereyan ediyor. Kimse kimseyi kandırmasın. Televizyonlardaki görüntüler son derece açık. Bu iş terörle mücadele olmaktan çoktan çıktı. Irak ve özellikle Felluce soykırımın açıkhava müzesi haline geldi. İnsanlar sokakta kokuyor. Başında köpekler karnını doyuruyor. Bu görüntülerin onda biri terörle mücadele adına Türkiye’nin herhangi bir yerinde görülse, Avrupa Birliği müzakereleri kestiğini açıklar. Ama yapan Amerika olunca gıkları çıkmıyor.
20. Yüzyıldaki Etnik ve Kültürel Soykırımlar
Soykırım
Bilançosu
1
Jozef Stalin (RUSYA, 1934-39)
13,000,000 mülteci-100 binlerce ölü.
2
Adolf Hitler (Almanya, 1939-1945)
12,000,000 mülteci / kamplarda 2 milyon ölü-kayıp
3
Mao Tze Dong (Çin, 1966-1969)
11,000,000 kişiye kültürel asimilasyon / toplama kamplarında sayısı belli olmayan ölü ve kayıplar
4
İspanyol ve Amerikalı Kaşifler 1492-1800
7,972,000 ölü / kayıp,.
5
Hideki Tojo (Japonya, 1941-1944)
5,000,000 ölü/ kayıp
6
Pol Pot (Kamboçya, 1975-1979)
1,700,000 ölü
7
Kim Il Sung (Kuzey Kore, 1948-1994)
1.600,000 mülteci ve toplama kamplarında ölü / kayıp
8
Menghitsu (Etopya, 1975-1978)
1,500,000 ölü / kayıp
9
Charles DeGaulle (Cezayir, 1954-1962)
1,000,000 ölü / kayıp
10
Yakubu Gowon (Biafra, 1967-1970)
1,000,000 ölü / kayıp
11
Leonid Brezhnev (Afganistan, 1979-1982)
900,000 ölü / kayıp
12
Jean Kambanda (Ruanda, 1994)
800,000 ölü / kayıp
13
İngiliz Krallığı (Avustralya, 1849-1938)
719,000 ölü / kayıp , 100 bin mülteci
14
Suharto (Doğu Timor, 1976-98)
600,000 ölü /kayıp
15
Saddam Hüseyin (Iran ve Kuzey Irak 1980-1990
600,000 ölü / kayıp
16
Yahya Khan (Pakistan, 1971 ve Banglades,1990)
500,000 ölü / kayıp
17
Savimbi (Angola, 1975-2002)
400,000 ölü / kayıp
18
Molla Ömer - Taliban (Afganistan, 1986-2001)
400,000 ölü / kayıp
19
Idi Amin (Uganda, 1969-1979)
300,000 ölü / kayıp
20
B.Mussolini (Etopya,Yugoslavya 1936)
300,000 ölü / kayıp
21
Danimarka (Danimarka 1945)
250,000 Alman Mülteci ölüme terk edildi.
22
Mobutu Sese Seko (Zaire, 1965-1997)
250,000 ölü / kayıp, 200 bin mülteci
23
Charles Taylor (Liberya, 1989-1996)
220,000 ölü / kayıp
24
Foday Sankoh (Sierra Leone, 1991-2000)
200,000 ölü / kayıp
25
Amerika (Almanya Dresden,1943-1945)
200,000 sivil ölü (Dresden’e sığınan siviller)
26
S. Milosevic (Yugoslavya,1992-96)
180,000 ölü / kayıp
27
Michel Micombero (Burundi, 1972)
150,000 ölü / kayıp
28
Amerika (Hiroşima-Nagazaki 1944)
135,000 ölü atom bombasi lie bu şehirler yok edildi
29
Almanya (Namibya 1891)
117,000 ölü / kayıp, 15 bin mülteci
30
Hassan Turabi (Sudan, 1989-1999)
100,000 ölü / kayıp
31
Richard Nixon (Vietnam, 1969-1974)
70,000 ölü / kayıp
32
Papa Doc Duvalier (Haiti, 1957-1971)
60,000 ölü / kayıp
33
Marcos (Filipinler)
50,000 ölü / kayıp
34
Hissene Habre (Çad, 1982-1990)
40,000 ölü / kayıp
35
Vladimir Ilich Lenin (Rusya, 1917-1920)
30,000 mühalif infaz edildi
36
Francisco Franco (İspanya)
30,000 mühalif infaz edildi
37
Lyndon Johnson (Vietnam, 1963-1968)
30,000 ölü / kayıp
38
Hafız Esad (Suriye 1980-2000)
25,000 ölü / kayıp
39
Khomeini (Iran, 1979-1989)
20,000 ölü / kayıp
40
Eski Yugoslavya (1995 Bosna-Hersek)
15 ölü, 7500 kayıp, 45 bin mülteci
41
Paul Koroma (Sierra Leone, 1997)
6,000 ölü / kayıp
42
Usama bin Ladin(Dünya çapında,1991-2001)
4,000 ölü / kayıp
43
Augusto Pinoşe (Chile, 1973)
3,000 ölü / kayıp
44
Efrain Rios Montt (Guatemala)
2,000 ölü / kayıp
45
Sierra Leone
80,000 mülteci, kayıp rakamı belli değil.
46
Kıbrıs Cumhuriyeti (1912-1974)
25,000 sivil mülteci,1000’ni aşkın ölü,100 ingiliz ölü
47
Yunanistan (Batı Trakya,1923-1990)
400,000 mülteci evlerin terk etti.
48
Bulgaristan (1970-1989)
360,000 mülteci kültürel asimilasyon sonucu evlerin terk etti, 1000 kişi toplama kamplarına alındı
49
Norveç 1920-1930
Tatar göçmenleri kısırlaştırma ve toplama kamplarında izole etme
50
Amerika -Felluce 2004
Devam ediyor.