GÜMRÜK KAMBURU RAPORU
TÜRKİYE, GÜMRÜK BİRLİĞİ ANLAŞMASI'NIN YÜRÜRLÜĞE GİRDİĞİ 1 OCAK 1996'DAN BU YANA TOPLAM 279,8 MİLYAR DOLAR DIŞ TİCARET AÇIĞI VERDİ.
11 YILLIK DIŞ TİCARET AÇIĞI, CUMHURİYET TARİHİ BOYUNCA VERİLEN AÇIĞIN YÜZDE 70,1'İNİ OLUŞTURDU.
TÜRKİYE'NİN AB ÜLKELERİYLE YAPTIĞI TİCARETTE 11 YILDA VERDİĞİ AÇIK 100 MİLYAR DOLARI BULDU.
AYGÜN: " DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ŞENER, GÜMRÜK BİRLİĞİ'Nİ GÖZDEN GEÇİRİLMESİ GEREKTİĞİNİ SÖYLÜYOR, SAYIN BAKAN SAMİMİ İSE GEREĞİNİ BİR AN ÖNCE YAPSIN"
BAKAN FERYADIMIZI 11 YIL SONRA DUYDU
GÜMRÜK BİRLİĞİ, HASSAS SEKTÖRLERİ KORUYAN SERBEST TİCARET ANLAŞMASINA DÖNÜŞTÜRÜLSÜN
Türkiye'nin davulla zurnayla karşıladığı, AB'nin kapısından girişin ilk adımı olarak nitelendirdiği Gümrük Birliği, Türkiye'ye yarardan çok zarar getirdi. Türkiye, 1 Ocak 1996'dan 2006 yılı sonuna kadar toplam 279,8 milyar dolar dış ticaret açığı verdi. Bu rakam, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde verilen toplam dış ticaret açığının yüzde 70,1'ini oluşturdu. Sözkonusu 11 yıllık dönemde Türkiye'nin AB ülkeleriyle yaptığı ticarette verdiği açık da 99,8 milyar dolara ulaştı.
Ankara Ticaret Odası (ATO), Dış Ticaret Müsteşarlığı, Gümrük Genel Müdürlüğü ve TÜİK verileri ile AB'nin (http://ec.europa.eu) adresli resmi sitesinden yararlanarak, Gümrük Birliği'nin Türkiye'ye etkilerini incelediği "Gümrük Kamburu" isimli bir rapor hazırladı. ATO'nun raporuna göre, Türkiye, büyük ümitlerle girdiği Gümrük Birliği'nden umduğunu bulamadı.
83 YILLIK DIŞ TİCARET AÇISININ ÜÇTE İKİSİ 11 YILDA
Türkiye, kurulduğu 1923 yılından 2006 yılı sonuna kadar geçen 84 yıllık dönemde toplam 398,6 milyar dolar dış ticaret açığı verirken, bunun 279.8 milyar doları Gümrük Birliği Anlaşması'nın yürürlükte olduğu son 11 yılda gerçekleşti. Son 11 yıllık dönemde verilen dış ticaret açığı, cumhuriyet tarihi boyunca verilen açığın yüzde 70,1'ini oluşturdu. Türkiye'nin dış ticaret açığının yüzde 29,9'u ise Gümrük Birliği öncesi 73 yılda verildi verdi.
Türkiye, çoğu Atatürk döneminde olmak üzere, 84 yılın 16 yılında da dış ticaretini fazla vererek kapattı. Bu yılların toplam dış ticaret fazlası rakamı 418 milyon dolar oldu.
AB İLE TİCARETTE DE AÇIK
Türkiye 6 Mart 1995'te imzaladığı Gümrük Birliği Anlaşması'nın yürürlüğe girdiği 1 Ocak 1996'dan 2006 yılı sonuna kadar AB ülkelerine 248,2 milyar dolar ihracat yaparken, 348 milyar dolar ithalat gerçekleştirdi. Bir başka ifadeyle, Türkiye son 11 yılda AB ile ticaretinde 99,8 milyar dolarlık açık verdi. Bu açık bize iflas ve işsizlik, AB ülkelerine ise istihdam ve refah olarak yansıdı.
Türkiye, 2006 yılında AB'den 53,9 milyar dolarlık ithalat, AB'ye 43,9 milyar dolarlık ihracat yaptı. Söz konusu dönemde toplam 10 milyar dolar dış ticaret açığı oluştu.
GB'DEN ÖNCE, GB'DEN SONRA
Türkiye'nin Gümrük Birliği öncesindeki 1985-1995 yıllarını kapsayan 11 yıllık döneminde, toplam dış ticaret açığı 76,1 milyar dolar iken, AB ile yaptığı ticaretteki açık sadece 28 milyar dolar oldu. Gümrük Birliği sonrasındaki 1996-2006 yıllarını kapasayan 11 yıllık dönemde de toplam dış ticaret açığı 279.8 milyar dolar, AB ile dış ticaret açığı 99.8 milyar dolar oldu.
Gümrük Birliği sonrasındaki 11 yıllık dönemde önceki 11 yıllık döneme göre Türkiye'nin toplam dış ticaret açığı yüzde 267,6, AB ülkelerinden kaynaklanan dış ticaret açığının ise yüzde 256,4 arttığı görüldü.
1985-1995 yıllarını kapsayan 11 yıllık dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 65,6 iken, Gümrük Birliği'nden sonraki 11 yıllık dönemde bu oran yüzde 62,5'e geriledi.
SADE VATANDAŞA YASAK, SANAYİCİYE İŞKENCE
1971 tarihli Katma Protokol uyarınca, Türk vatandaşlarının serbest dolaşımının en geç 1986 yılında uygulanması gerekirken, Türk işgücünün AB'ye girişine sonsuza kadar kısıtlama konuldu. Yine AB'nin sanayi ürünlerine sağlaması gereken serbest dolaşım da, söz konusu sanayi ürünlerini satacak olan işadamlarına vizesiz seyahat hakkı verilmemesi nedeniyle hayata geçirilemiyor. AB'ye seyahat etmek isteyen işadamları vize almak istediğinde, talep edilen belgeler ve öne sürülen şartlar nedeniyle adeta işkence çekiyor.
TEKSTİLDE TEHLİKE ÇANLARI
Gümrük Birliği'nin yol açtığı bir başka tehlike de tekstil sektöründe kendini gösteriyor. Dünya Ticaret Örgütü kapsamında 140'tan fazla ülkenin imzaladığı "Çok Taraflı Tekstil ve Giyim Eşyası Sözleşmesi" Türkiye'ye ek faturalar getiriyor. Sözleşmeyle 2005 yılında tekstil kotaları kalkarken, Türkiye, Gümrük Birliği'ne dahil olduğu için gelişmiş ülke kabul edilerek, az gelişmiş ve gelişmekte olan üçüncü ülkelere en yüksek gümrük indirimini uygulamak zorunda kaldı. Gümrük duvarlarını AB üyesi gelişmiş ülkeler kadar indirmek zorunda kalan Türkiye, 2 yıldan beri Çin gibi, tekstil ihracat atağına kalkan ülkelere karşı kendi sektörünü korumakta büyük sorunlar yaşıyor.
TÜRKİYE VERGİ GELİRİNDEN MAHRUM KALIYOR
Türkiye, Gümrük Birliği Anlaşması uyarınca, üçüncü ülkelere karşı Ortak Gümrük Tarifelerini uygulamakla mükellef. Bu bağımlılık nedeniyle, Türkiye, AB'nin üçüncü ülkelere uyguladığı gümrük vergilerini aynı şartlarda uygulamak zorunda kalıyor ve kendi ticaret ve gümrük politikalarını uygulayamıyor. AB'nin kurallarıyla yaptığı ticarette gümrük vergisi ve gümrük vergisine eşdeğer vergilerden de mahrum kalıyor.
SERBEST TİCARET ANLAŞMALARI
Gümrük Birliği ile göbekten AB'ye bağlanan Türkiye, Ortak Gümrük Tarifesi konusunda AB'nin kurallarına uyarak, gümrük duvarlarını indirmek zorunda kalırken, AB'nin imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarından yararlanamıyor, söz konusu ülkelerle yeniden serbest ticaret anlaşması imzalaması gerekiyor. Tabii karşı taraf razı olursa...
Türkiye'nin halen, İsviçre, Norveç, Lihtenştayn, İzlanda'dan oluşan EFTA ülkeleri, İsrail, Makedonya, Hırvatistan, Bosna ve Hersek, Filistin, Tunus ve Fas'la serbest ticaret anlaşması bulunuyor. Türkiye'nin Mısır ve Suriye ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları da 1 Ocak 2007'de yürürlüğe girdi. Arnavutluk'la ise 22 Aralık 2006 tarihinde serbest ticaret anlaşması imzalandı.
AB'nin Serbest Ticaret Anlaşması imzaladığı ülkeler ise şunlar: EFTA (İsviçre, Norveç, Lihtenştayn, İzlanda), Mekedonya, Hırvatistan, Filistin, Tunus, Fas, İsrail, Ürdün, Lübnan, Mısır, Cezayir, Meksika, Şili, Güney Afrika Gümrük Birliği (Güney Afrika, Botswana, Angola, Lesotpo, Namibya, Swaziland) Bolivya, Kolombiya, Ekvator, Peru, Venezuella'dan oluşan ANDEAN Topluluğu ve Kosta Rika, El Salvador, Guatemala, Honduras, Nikaragua ve Panama'dan oluşan Orta Amerika ülkeleri ile de serbest ticaret anlaşması imzalanması karara bağlanmış durumda. Sırbistan, Karadağ, Bosna ve Hersek, Brezilya, Arjantin, Paraguay, Uruguay ve Güney Akdeniz ile Afrika, Karayipler ve Pasifik'te bulunan ve AKP ülkeleri olarak adlandırılan 77 ülke ile de müzakereler devam ediyor.
63. MADDE
Gümrük Birliği Anlaşması'nın 63. maddesi, Katma Protokolün 60. maddesinde öngörülen korunma önlemlerinin geçerliliğini koruduğuna işaret ediyor. 1970 tarihli Katma Protokolün 60. maddesinde "Türk ekonomisinin bir faaliyet sektörünü veya dış mali istikrarını tehlikeye düşürecek ciddi bozukluklar ortaya çıkar veya Türkiye'nin bir bölgesinin ekonomik durumunun bozulması şeklinde güçlükler belirirse, Türkiye gerekli korunma tedbirlerini alabilir. Bu tedbirler ve bunların uygulama usulleri Ortaklık Konseyi'ne gecikmeksizin bildirilir" hükmü yer alıyor. Türkiye, bu maddeye dayanarak, Gümrük Birliği'nden kaynaklanan zararını telafi edebilecek hakka sahip. AB bu hakkı Türkiye'ye karşı iki kez (1973'te kota koyarak ve 1986'da işgücü dolaşımını rafa kaldırarak) kullandı.
ATO BAŞKANI AYGÜN
ATO Başkanı Sinan Aygün, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in Gümrük Birliği'nin gözden geçirilmesi gerektiğine ilişkin sözlerini hatırlatarak, "Biz Gümrük Birliği'nin Türkiye ekonomisine yaptığı zararı 5-6 yıldır sürekli dile getiriyoruz. Biz söylediğimizde hükümet dahil herkes masadan kaçıyordu. Sayın Bakan feryadımızı 11 yıl sonra duydu. Sayın Şener samimi ise gereğini bir an önce yapsın. Gümrük Birliği hükümetin öncelikli konusu olarak ele alınsın" dedi.
Aygün, Yunanistan'ın AB'ye 1981'de girdiği halde Gümrük Birliği'ne 1986'da girdiğini, İspanya ve Portekiz'in de 1986'da tam üye olduğu halde Gümrük Birliği'ne 7 yıl sonra yani 1993'te girdiğini hatırlattı. Aygün, "Türkiye AB adayı olacağı bile garanti değilken Gümrük Birliği'ne girerek, AB üyeliği defterini kendi eliyle kapattı, özel statü yolunu açtı. " dedi.
Gümrük Birliği'nin Türkiye ekonomisine yarardan çok zarar getirdiğini belirten Aygün, Türkiye'nin AB ile son 11 yıllık ticaretinde toplam 99,8 milyar dolar açık verdiğini hatırlattı. Bu nedenle Gümrük Birliği'nin ucunun açık bırakılmaması gerektiğini dile getiren Aygün, "11 yıldır Türkiye Gümrük Birliği nedeniyle zarara uğruyor, üyelik tarihini beklersek en az 8 yıl daha zarar göreceğiz" dedi.
Türkiye'nin Gümrük Birliği anlaşması nedeniyle Avrupa Birliği'nin üçüncü ülkelere uyguladığı Ortak Gümrük Tarifesini uygulamak zorunda olduğunu hatırlatan Aygün, şunları söyledi:
Gümrük Birliği yüzünden üçüncü ülkelere karşı kendi bağımsız tarifemizi uygulamaktan vazgeçmek zorunda kaldık. Bunun yerine AB'nin Ortak Gümrük Tarifesi'ni uyguluyoruz. Henüz karar mekanizmasında yer almadığımız AB'nin ortak dış ticaret politikalarına uyarak dış ticaret konusundaki hakimiyetimizi Avrupa'ya teslim etmiş durumundayız. Gümrük Birliği şartları gözden geçirilmeli ve Türkiye Gümrük Birliği hassas sektörleri koruyan Serbest Ticaret Anlaşması'na dönüştürülmelidir."
(25-03-2007)